Sayfalar

28 Haziran 2010 Pazartesi

Grip Oldum


Sabah 8:30 gibi uyandım, hiç keyfim yoktu. Her sabah yataktan çıkmak için can atardım ama bu sabah öylece yatmak istiyordum. Kendime şaşırdım, ilk defa böyle tuhaf hissediyordum kendimi, galiba Calliou daha başlamamıştır diye düşündüm. Biraz daha uyumak için vaktim vardır o zaman. Ama babam yatağında değil, bugün yine okula mı gitti acaba? Geçen gün tatil ile ilgili birşeyler söylüyordu. Daha tatil gelmedi mi? Bir dakika içeriden sesler geliyor, evet babam evde, ama ben hiç iyi değilim. Bu sabah beni kucağına al diye ağlayamayacağım. Annemi uyandırayım bari.
Biraz seslendikten sonra annem uyandı, doğru televizyon başına Calliou başlamış. Ama benim Calliou bile izleyesim yok hatta kahvaltı bile canım istemiyor. Annem durumu farketti. Telefonla randevu aldı, güzel hemşire ablaların yanına gideceğiz yine.
Zar zor kahvaltımı ettikten sonra evimizin hemen yanıbaşında olan hastaneye ulaştık. Ablalar yine beni sevmek için can atıyor, çok mu yakışıklıyım ne? Doktor amcada çok nazik bir adam hiç canımı acıtmıyor. Neyse önemli birşeyim yokmuş, yaz gribi yani halk arasında saman nezlesi olarak bilinen hastalıktan olmuşum. Sıcakta çok oyun oynayıp, az sıvı tüketince olmuşum. Keşke annemi ve babamı dinleseydim. Ama artık önemli değil sadece o iğrenç ateş düşürücü ve ağrı kesici şuruptan biraz içeceğim, evde dinlenip bol sıvı alacağım, bir de herzamanki gibi dengeli besleneceğim. Meyve ve sebze yemeğini biraz daha artıracağım. Zaten kiraza bayılıyorum.
Bence siz de bu mevsimde dikkat edin, çok oynayın ama bol miktarda sıvıda tüketin, en önemlisi büyüklerinizin sözünü dinleyin.

25 Haziran 2010 Cuma

Çikolata Aşkımız

Kim sevmez ki çikolatayı? Tabiki çocuklarda çok seviyor. Paşam çikolata gördüğü zaman adeta kendinden geçiyor, çikolatayı yerken onu gözleriyle seviyor. Kendi deyimiyle "çoko" hayatının vazgeçilmez bir parçası. Çikolata yeme anı birçok video sitesinde en çok izlenenler bölümüne seçilecek kadar güzel görüntüler ortaya çıkarıyor.
Ancak yazın gelmesi ve havaların ısınması Paşayı bu zevkten biraz mahrum bıraktı. Havaların ısınması ile alerji olma ihtimali artınca çikolata tüketme miktarını daha da kontrol altında tutmamız gerekti. Her markete girdiğimizde çikolataların bulunduğu reyona karşı kalkıştığı hücümlara biraz ara vermesi gerçekten onu fazlasıyla zorluyor.

Paşanın çok çikolata tüketmesinden dolayı biraz araştırma yapma gereği hissettim.
Çikolatanın Yararı ve Zararı
Yararları;
- Çikolata mutluluk kaynağı: Michigan Üniversitesi'nden Adam Drownowski çikolata sayesinde beynin opioid (doğal keyif verici madde) salgıladığını ve bu sayede kişinin kendini iyi hissettiğini söylüyor.
- Çikolata ömrü uzatıyor: San Diego'daki Neurosciences Institute profesörleri ise çikolatanın yapısında cannabinoid (marihuana) etkisi yaratan üç madde olduğunu söylüyorlar. Bunlardan biri zihnimizi açan ve bize enerji veren dopamin, bir diğeri beynimizde zaten bulunan ancak çikolatayla etkisi artıp bizi gevşeten anandamid, sonuncusu da mutluluk hormonu endorfin.
-Çikolata stresi azaltıyor: Çikolatanın içinde bulunan bir maddenin uyarıcı etkisi bulunduğunu ve bunun da kişiye kendini iyi hissettirdiğini savunuyor.
-Çikolata bağışıklığı güçlendiriyor: Bağışıklık ve üreme sistemi için faydalı demir ve çinko çikolatada bolca var.

Zararları;
Çikolata kolestrolü artırıyor: Çikolatadaki doymuş yağ oranı, kandaki kolesterol seviyesinin artmasına neden olmuyor.
Çikolata bağışıklık yapıyor: Mutluluk sağladığı ve lezzetinden dolayı bağımlılık yapıyor. Uzmanlar bu bağımlılığın psikolojik olduğunu söylüyor.
Bir uzman : "Çikolatayı şişmanlatır diyerek bir kenara koyamayız" diyerek çikolatanın fındık, fıstık gibi yemişlerle birleştiğinde kalorisinin arttığını ve özellikle kilo sorunu olan kişilerde obeziteye neden olduğunu söylüyor. Ek olarak "Günde 150 gram çikolata yemek tabii ki zararlı. Eğer bitter dışında çikolata yeniliyorsa 50 yerine 25, 70 yerine 35 gram yani yarı yarıya tüketilmeli" diyor.

Herşeyde olduğu gibi çikolata konusunda da ayarı tutturduktan sonra bu mutluluktan seni mahrum bırakmak hiçte adil görünmüyor. Yarasın Paşama!

Not: Çikolata konusunda verilen bilgiler anonimdir. İhtiyaç duyulduğunda lütfen doktorunuza başvurun.

23 Haziran 2010 Çarşamba

Özür Dilerim Senden

Bugün gerçekten çok zor bir uyuma evresi geçirdik, uyumak istemiyorsun ben seni zorluyorum, uyuman gerektiğini söylüyorum senin tabirinle ‘amam’ diyorsun, ayağıma yatınca tekrar kalkmak istiyorsun. Bu denemeler 3 saate yakın sürdü ama sonunda uyudun.
Annem, canım, bitanem, bazen seni gerçekten ihmal ettiğimin farkındayım. İstemeden sana kızıyorum(Hiç isteyerek yapar mıyım?), senin isteklerinin farkına varamıyorum bazen. Uyuman için seni zorluyorum. Ama lanet olası şu KPSS illetinden bir kurtulamadım ki? Ama emin ol hepsi senin için, senin geleceğin senin, mutluluğun için. Yoksa annen seni hiç üzer mi? Sen benim hayatımsın, canımsın, herşeyimsin. Ben herşeyimi sana adadım, senin tırnağın çizilse biliyorsun benim canım yanar. Ben seni çok seviyorum.

Sen annenin kusuruna bakma, Annen seni çok seviyor, ne yapıyorsa senin için yapıyor. Senden binlerce defa özür diliyorum. Anneyi affet. İlerde anlayacaksın tüm hayatımın senin için olduğunu. Tekrar tekrar söylüyorum seni çok seviyorum Paşam....

Paşanın Sözlüğü

Berkant:manyak(berkant abi =manyak abi)
Kelebek:lebelek
Sakız:avava
Telefon:didit
Emzik:amama
Patates:patitis
Recep ivedik:yebeb ibedik
İkiden fazla olan herşey:3 6 10
Okul:bebebe
Hüseyin(yani babamız):düdeyin
Facebook: debuuuk
Çikolata:çoko



Birde kısaltmalar var;
Bekle yerine(çok uzun ya ):bek
Anne men cam bak: Ben camdan bakmak istiyorum

Daha o kadar çok tuhaf kelimelerin cümlelerin varki şimdi aklıma gelmiyor artık geldikçe buraya eklerim...

20 Haziran 2010 Pazar

Teşekkürler Paşam

Paşam büyümüşte bozuk aksanı ile babasının babalar gününü kutlamış, yetinmemiş birde annesiyle birlik olup bana sürpriz hazırlamış. Dün anneyle organize olup alışverişe gidilmiş. Birkaç mağaza gezildikten sonra yaz ayına uygun bir gömlek alınmasına karar verilmiş. Alınan gömlek oldukça janjanlı bir hediye paketine dönüştürülmüş. Sabah kahvaltıdan sonra operasyona karar verilmiş. Kahvaltı biter bitmez Paşam önde anne arkada babaya doğru bir hücum ve "Baba nünun utlu ocun" nidaları ile operasyon başarı ile tamamlanmıştır.

Önce sağlıklı büyüdüğün için, hep yanımda olduğun için, beni hep sevdiğin için çok teşekkürler. Bugün baba olmanın tadına birkez daha vardım bunu bana tekrar yaşattığın için sonsuz teşekkürler Paşam.
Not: Paşam tüm babalara "Baba nünun utlu ocun" diyor!!!

14 Haziran 2010 Pazartesi

Ben Sizin Anladığınızdan Daha Büyüğüm

Ben bir çocuğum, bir çocuğum ama sizi sizin kadar iyi anlıyorum. Benim konuştuğum kadar anladığımı düşünüyorsanuz yanılıyorsunuz, ben daha fazlasını anlıyorum.
Daha küçücük bebek halimlede anlıyordum ama konuşamadığım için anlamadığımı düşünüyordunuz. Sadece agularıma anlam veremiyordunuz. Konuşma becerisi kazanamamam anlayamadığım anlamına gelmez. Biraz daha büyüdükçe kelime haznem gelişiyor, tek kelimelik cümlecikler kullanmaya başladım. Ama sizin anladığınız gibi mama dediğimde ben mama istiyorum değil mama bitti, mama getir gibi anlamlar yükleyerek farklı cümleler kullanıyorum. Siz bunları bilirseniz benim isteklerime daha kolay cevap verirsiniz diye düşünüyorum.


Konuşma böyle, peki anlamam; Cümleleri farklı anlamda kullandığıma göre daha fazla anlıyorumdur. Anne sen beni babama şikayet ederken bile seni çok iyi anlıyorum. Babamın çok kızdığında kullanmış olduğu kelimeleri de çok iyi anlayıp kelime hazneme yerleştiriyorum ve yeri geldiğinde kullanıyorum. Ben hala sosyal öğreniyorum yani sizi örnek alıyorum. Bunu sadece yaptıklarınızla değil kullandığınız kelimeleri de bir model olarak alıyorum. Benim için herşeyi bilen herşeyi en iyi yapan siz değil misiniz? Bundan sonra kendi aranızda yada kendi kendinize konuşmalarınıza dikkat edin.
Peki ya izlediğiniz programlar benim seviyeme uygun mu? Şiddet, korku, cinsellik hepsini barındırıyor. Bende bunları anlıyor ve rahatsız oluyorum. Programlara bakmadan önce benim seviyemi bir düşünün.
Bundan sonra eminim benim duygularımı anlamak daha kolay olur. Sadece yapacağınız hareketlerinize, konuşmalarınıza, benim anlatmak istediklerime dikkat etmek.
Sevgili anneler ve babalar; Bir çocuk gözüyle diyorumki çocuklar düşündüğünüzden daha
büyük, bundan sonra seçtiğiniz kelimelere daha dikkat edin.

Paşama Mektup


Paşama, Kayrama;
Sen geldin dünyam değişti, ufkum genişledi hayatım sınırlandı ama olsun sınırlarımın içinde sen varsın. Seninle yatıyor seninle kalkıyorum, sen yersen yiyor sen yemiyorsan yemiyorum, sen hastayken bende hasta oluyorum. Ne tuhaf birşey değil mi aynı şeyleri yaşamamız?. Ben seninle aynı şeyleri yaşamaya hiçte mutsuz değilim. Yaşamım sensin ya daha büyük duygu mu var? Seninle nefes alıp seninle. veriyorum(seninle yaşıyorum)
Sen dünyamızı aydınlattığından beri seni çok sevdik dahada seveceğiz, sana gözümüz gibi baktık, bakacağız sen hastalandığında "o hasta olmasın biz hasta olalım" diye dualar ettik edeceğiz, senin arkanda biz vardık hep olacağız.(istesende istemesende)
Yavaş yavaş dünyayı tanımaya başlayacaksın, seni bizden başka karşılıksız, senden birşeyler istemeden birşeyler verebilecek, seni canından daha çok sevecek kişiler maalesef karşına çıkmayacak. Sen bizim için adınında anlamı olan Allah'tan gelen en güzel en değerli lütufsun. Tabiki karşına seveceğin, seni sevecek insanlar çıkacak. İnşallah onların sayısı gökteki yıldızlar kadar olsun.
Canım
Sen gelene kadar kadar ölümden bu kadar korkmazdım. Seninle birlikte daha çok korkmaya başladım. Büyüsün kendi ayakları üstünde durmayı öğrensin Allahım o zaman al benim canımı diye dulara ediyorum. Hep seni sevdiğimden seni düşündüğümden.
Bebeğim; inşallah sana iyiliği, doğruluğu, güzelliği, saygıyı, sevgiyi yeterince verebiliriz, sende diğer insanlara karşı bu duyguları gösterirsin. Yani senden tek istediğim ‘Adam gibi adam ol’.
Yavrum seni çok seviyoruz hepte seveceğiz, emin ol ne yaparsan yap ne dersen de hiçte bitmeyecek sana olan sevgimiz. Allahım bana anne olmak ve sana oğlum diyebilmek gibi verdiği bu lütfu dilerim hiçbirzaman almaz.
Kendine dikkat et! Başın sıkıştığında, kızlar seni üzdüğünde, tek başına yapamadığın birşeyler olduğunda biz hep yanındayız.
Hep mutlu ol....
Annen

Kavuşma



10 günlüktü Paşam, iznim bitmişti, Van' a geri dönmem gerekiyordu. Çok acı geliyordu, daha kokunu ezberime alamamıştım. Gittim. Tam iki ay bouynca sadece resimlerine bakıp sevebiliyordum Paşamı. Derken bir tatil daha, uçarak gittim yine yanına. Kapıda bir aldım kucağıma, bıraksalar kaldığım bütün günlerde yanımda taşıyacaktım Paşamı. Sayılı gün saydım geçti. Yine ayrılık, yine resimlere mecburiyet. Nasıl büyüdüğünü resimleri elimde hızlıca oynatarak film şeridi yapıyordum. Sensiz, kokunsuz tam 4 ay, 4 ayı geçirdim oralarda. Artık günleri değil, saatleri değil, dakikaları sayıyordum içimden. Saatleri bir saat ileri aldığımız günü içimde milli bayram ilan etmiştim. Tak kurdum içime, resmi törenlerle eğlendim.
Ve bitti artık Paşamın yanına son kez gelişimdi. İçimde çığlık atıyordu kalbim. Kapıda annesinin kucağında, ateşliydi. Nasıl olur? 4 ay sonra kavuştuğum gün harekete geçmiş mikroplar, Paşamı ateşe vermişler. İlk defa ateşli bir çocuğum oluyordu. Ben gelmeden gerekenler yapılmış, elma sirkesi bile kullanılmış. Ve kavuşma bitmişti. Yanındaydım.

5 Haziran 2010 Cumartesi

İlk Heyecan



2007' nin Martında aldım geleceğinin müjdesini, bir sevindim bir sevindim tarif edemem. Sanki yarın doğacakmışsın gibi heyecanlandım. Ansızın seni kucağıma vereceklermiş gibi kendimi hazırlıksız hissettim, bir an önce eve gitmeliydim, gerekli hazırlıklara başlamalıydım, bir liste yapmalıydım. Sonra annen uyardı beni daha vaktimiz var dedi, şöyle bir sirkelendim. Ateş bastı birden içimi, hazırlıklar kolay göründü gözüme, biraz mama, birkaç paket çocuk bezi, birkaç çaput. Asıl hazırlık babalığa gerekliydi. Eve gider gitmez internetin başına oturdum, bir baba neler bilmeliydi, önce onları öğrenmeliydim. Kısa bir duraklamadan sonra ne bulursam okumaya başladım, hiçte kolay bir şeye benzemiyordu.
Aradan geçen altı ayda çevreden edindiğim bilgiler ile kendi okuduklarım artık bir fikir oluşturmaya başlamıştı kafamda, galiba üstesinden gelebilecektim.
Ama önümde derin ve acı bir sorun vardı, ayrılık. Sen daha doğmadan senden ayrı kalacaktım, askerlik yapmam gerekiyordu, görev yeri Van, şaka gibiydi, Van, bizim bulunduğumuz yere göre Türkiye' nin diğer ucu. Aklıma geldikçe içim ısınıyor, yüzümü alev basıyor, göğsüm sıkışıyordu.

Zaman gelmişti, ayrılacaktık, en büyük endişem ben yokken, yanında değilken dünyaya gelmendi. Aralık ayının ortasında gelen telefon, yolda olduğunu bildirdi. İzin işlerimi tamamladıktan sonra hemen yanına uçtum, ben yola çıkmadan dünyaya gelebileceğini söylemiş doktor amcalar, ama ben gelmeden gelmeyeceğini biliyordum. Annene de söyledim, ben gelmeden yapmaz dedim. Yola çıktıktan 12 saat sonra ulaştım ve sen dediğimi yapıp beni beklemiştin. Hemşirenin kucağında kapıdan simsiyah gözlerinle baktın bana, beni neden bu kadar beklettin der gibi, senin yüzünden çok sıkıldım diyordun bana. Ama gelmiştim, yetişmiştim, dünyaya ilk bakışlarını, ilk nefes alışlarını görmüştüm. Seni beklerken tek dileğim ölmeden bu anı yaşamaktı, uçakta ağzımdan dökülen tek söz buydu, ölmeden seni görmek. Hoşgeldin aramıza Kayra tekrar hoşgeldin.