
2007' nin Martında aldım geleceğinin müjdesini, bir sevindim bir sevindim tarif edemem. Sanki yarın doğacakmışsın gibi heyecanlandım. Ansızın seni kucağıma vereceklermiş gibi kendimi hazırlıksız hissettim, bir an önce eve gitmeliydim, gerekli hazırlıklara başlamalıydım, bir liste yapmalıydım. Sonra annen uyardı beni daha vaktimiz var dedi, şöyle bir sirkelendim. Ateş bastı birden içimi, hazırlıklar kolay göründü gözüme, biraz mama, birkaç paket çocuk bezi, birkaç çaput. Asıl hazırlık babalığa gerekliydi. Eve gider gitmez internetin başına oturdum, bir baba neler bilmeliydi, önce onları öğrenmeliydim. Kısa bir duraklamadan sonra ne bulursam okumaya başladım, hiçte kolay bir şeye benzemiyordu.
Aradan geçen altı ayda çevreden edindiğim bilgiler ile kendi okuduklarım artık bir fikir oluşturmaya başlamıştı kafamda, galiba üstesinden gelebilecektim.
Ama önümde derin ve acı bir sorun vardı, ayrılık. Sen daha doğmadan senden ayrı kalacaktım, askerlik yapmam gerekiyordu, görev yeri Van, şaka gibiydi, Van, bizim bulunduğumuz yere göre Türkiye' nin diğer ucu. Aklıma geldikçe içim ısınıyor, yüzümü alev basıyor, göğsüm sıkışıyordu.
Zaman gelmişti, ayrılacaktık, en büyük endişem ben yokken, yanında değilken dünyaya gelmendi. Aralık ayının ortasında gelen telefon, yolda olduğunu bildirdi. İzin işlerimi tamamladıktan sonra hemen yanına uçtum, ben yola çıkmadan dünyaya gelebileceğini söylemiş doktor amcalar, ama ben gelmeden gelmeyeceğini biliyordum. Annene de söyledim, ben gelmeden yapmaz dedim. Yola çıktıktan 12 saat sonra ulaştım ve sen dediğimi yapıp beni beklemiştin. Hemşirenin kucağında kapıdan simsiyah gözlerinle baktın bana, beni neden bu kadar beklettin der gibi, senin yüzünden çok sıkıldım diyordun bana. Ama gelmiştim, yetişmiştim, dünyaya ilk bakışlarını, ilk nefes alışlarını görmüştüm. Seni beklerken tek dileğim ölmeden bu anı yaşamaktı, uçakta ağzımdan dökülen tek söz buydu, ölmeden seni görmek. Hoşgeldin aramıza Kayra tekrar hoşgeldin.
Evet paşa, baban anlatmış olanları ama biraz eksik! "Bi ben bilirim!" derler ya öğrenirsin, ben de zaten babandan öğrendim.
YanıtlaSilAralık ve sıradan bir kış günü dersim bitmiş vurmuşum kendimi van'ın sokaklarına(van özel isimdir ama benim için herhangi bir ÖZELliği olmadığından küçük harfle başlamasında sakınca göremiyorum ve "sokakları" ironisine hala gülüyorum, kendime sormadan da edemiyorum kaç sokak var ki?) ve aniden telefon çalıyor; karşıdan tanıdık bir ses söyledikleri endişe verici fonda garip bir fon müziği joseph...joseph!!! "tamam sen takma kafana hallederiz!" deyip kapatıyorum telefonu ama içim içimi yiyiyor, insan nasıl da endişelenirmiş tanımadığı birine!
Uçak işi tamamdı eve geldiğimde ama baban olacak adam tanımadığım birine dönüşmüştü; hint yağı sürülmüş adam görmüşmüsün bilmem ama baban nasıl olurmuş saolsun gösterdi :)) bildiğim kadarıyla doğurmak yetisi olmamasına rağmen herhangi bir dişiyi utandıracak davranışlarla da 9(dokuz-nine!) doğurmak nasıl olurmuş uygulamalı olarak beni tanık etti... ertesi günü beklemekten başka yapması gereken bişey olduğunu anlaması birkaç saatini alsada nihayet yattı, yattı ama beni uykumdan etti; gece kalkıp uyuduğundan emin olmak zorunda kaldım!
sabah tabiki her zamanki gibi erkenden işe gittim, babanla ancak gece konuşabildik ve haberini aldım; hepimizin gözü aydın annende babanda sonunda doğurmuş, sen hoşgelmişsin...
Doğacak çocuğundan 1452 Km uzaktaysan 9 değil 9< doğurma ihtimalin çok yüksek:)
YanıtlaSil